ANASAYFAİNSANİ DURUMALTYAPI SORUNUMÜLTECİ SORUNUETNİK UNSURLARAMERİKAN İŞGALİBÖLGE İZLENİMLERİ

MÜLTECİ SORUNU:

Mülteci Sorunu ve Birleşmiş Milletler

1951 Tarihli BM Mülteci Sözleşmesi

AB'nin Mültecilere İlişkin Düzenlemeleri

Uluslar Arası Hukukta Mülteci[REFUGEE]

Yerinden Edilme Sorunu

Iraklı Mülteciler

IRAK:

ANASAYFA

Giriş

Önsöz

Kimlik Bilgileri

Misyonumuz

BM-Irak İlişkilerine Dair Kronoloji

Kronoloji: Geçmişten Bugüne Irak

Kaynakça

Yerinden Edilme Sorunu

YERİNDEN EDİLME SORUNU
Uluslar arası hukukta yerinden edilme (displacement) sorunu olarak tanımlanan “iç göç” ya da “zorunlu yer değiştirme” sorunu Irak’ta temelde üç nedenden kaynaklanmaktadır. Irak yönetiminin Sünni-Arap olmayan nüfusa yönelik ayrımcı politikası ve 1980’lerden bu yana ülkenin içinde bulunduğu savaş ve kriz ortamı Irak’ta yerinden edilme sorununun başlıca nedenlerini oluşturmaktadır. Nüfusun yaklaşık %60-65’ini oluşturan Şiiler ve %15-20’sini oluşturan Kürtler, yönetime muhalif oldukları noktasından hareketle Irak yönetimi tarafından aynı kategoride -bastırılması gereken grup- değerlendirilmişlerdir. Saddam yönetimi için bastırılmak istenen nüfusun etnik kökeni önemli gözükmemekle birlikte, bu gruplara yönelik politikalar farklılık arz edebilmektedir. Örneğin Kürt nüfus, Araplaştırma (nationality correction) politikası doğrultusunda Arap olduklarına dair bir belge (nationality correction form) imzalamaya zorlanmış, aksi taktirde zorunlu göçe tabi tutulmak suretiyle cezalandırılmıştır. Özellikle Kerkük gibi petrol bölgelerinde yaşayan Kürtler çeşitli gerekçelerle bu bölgeleri boşaltmaya zorlanmışlardır. Öte yandan ülkenin güneyinde yaşayan Şii nüfus, Irak yönetimi tarafından daima bir tehdit olarak algılanmış ve bu nedenle göz önünde bulundurulmak istenmiştir. Körfez Savaşı sonrasında meydana gelen Şii ayaklanması, Irak yönetiminin Şiilere yönelik baskıcı politikalarına gerekçe olmuştur. Özellikle bataklık arazilerin muhalif Şiilere sığınak teşkil ettiği iddiası, bölgeye yönelik baskının artmasına neden olmuştur. Yönetim, bataklık arazileri kurutmak suretiyle buradaki Şii nüfusu göçe zorlamıştır.

Irak’ta iç göçün bir diğer nedeni de savaşlardır. 1980’lerden itibaren Irak ya bilfiil savaş ortamına girmiş ya da savaşların yıkıcı etkilerinin yarattığı krizlere sahne olmuştur. 1990-2003 yılları arasında devam eden ambargo Irak’ın savaş sonrası yeniden yapılanmasına engel olmuş ve Irak halkını sefalete mahkum etmiştir. Özellikle Körfez Savaşı sırasında ABD bombardımanından kaçan nüfus ülke içerisinde yer değiştirmek zorunda kalmıştır.

BM rakamlarına göre (7 Ocak 2003) Irak’ta yaklaşık 900,000 yerinden edilmiş kişi bulunmaktadır. Nüfustaki hareket daha çok ülkenin merkezi ve güneyinden Kürt yönetimindeki kuzeye doğru gerçekleşmektedir. 2001 yılına ait Global IDP (Global Internally Displaced Persons) rakamları da BM’nin verilerini doğrulamaktadır. 1994’ten 2001’e kadar tahmini veriler aşağıdaki şekildedir:

Yıl Sonu

Yerinden Edilenlerin
Sayıları (Tahmini Rakam­lar)

Kaynak

2001

700,000

USCR (ABD Mülteciler Komitesi) 2002

2000

700,000

USCR 2001, s.6

1999

900,000

USCR 2000, s.6

1998

1,000,000

USCR 1999, s.6

1997

900,000

USCR 1998, s.6

1996

900,000

USCR 1997, s.6

1995

1,000,000

USCR 1996, s.112

1994

640,000

USCR 1995, s.115-116

1991 yılında yaşanan Körfez Savaşı’nda olduğu gibi, hiç şüphesiz yerinden edilenlerin büyük çoğunluğu Kürtler, Şiiler, Türkmenler ve Asuriler olacaktır. Ülkesinin sınırları içerisinde mülteci durumuna düşen bu kişilerin durumu çoğu zaman mültecilik statüsü tanınanlardan çok daha kötü olabilmektedir. Özellikle savaş durumunda “güvenli bölge”de toplanan yerinden edilenler, burada beklenildiğinin aksine bombaların hedefi olabilmektedirler. Ayrıca, savaş zamanlarında yerlerinden edilenler için oluşturulan “güvenli bölge”nin herhangi bir hukuki temele dayanıp dayanmadığı tartışma konusudur.

1991’de yaşanan Körfez Savaşı’nın ardından Irak de facto olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak, Saddam yönetiminden ayrılarak otonomiye benzer bir statü elde etmiştir. Irak’ın orta ve güney bölgeleri ise Saddam yönetiminde kalmaya devam etmiştir. Irak’ta yerinden edilme sorunu incelenirken, bu iki bölgenin farklı konumları gözönünde bulundurulmak zorundadır. Öncelikle Irak’ta son 20 yıl itibarıyla ülke içinde nüfusun çok hareketli olduğunu söylemek mümkündür. Nüfus hareketinin en yoğun olduğu bölge ise Kuzey Irak’tır. BM rakamlarına göre Irak genelindeki 900,000 yerinden edilen kişinin yaklaşık 600,000’i Kuzey Irak’ta yaşamaktadır. Ancak, hükümet kontrolündeki orta ve güney Irak’tan sağlıklı bilgi alınamaması rakamların bizi yanıltmasına neden olabilmektedir. Kuzey Irak’ta uluslar arası insani yardım örgütlerinin ve sivil toplum örgütlerinin varlığı daha sağlıklı bilgiler elde edilmesine imkan sağlamaktadır. Öte yandan hükümet kontrolünde bulunan orta ve güney Irak’a sadece belli birkaç insani yardım kuruluşu girebilmekte ve bunların da basına bilgi vermesi engellemektedir.