ANASAYFAİNSANİ DURUMALTYAPI SORUNUMÜLTECİ SORUNUETNİK UNSURLARAMERİKAN İŞGALİBÖLGE İZLENİMLERİ

MÜLTECİ SORUNU:

Mülteci Sorunu ve Birleşmiş Milletler

1951 Tarihli BM Mülteci Sözleşmesi

AB'nin Mültecilere İlişkin Düzenlemeleri

Uluslar Arası Hukukta Mülteci[REFUGEE]

Yerinden Edilme Sorunu

Iraklı Mülteciler

IRAK:

ANASAYFA

Giriş

Önsöz

Kimlik Bilgileri

Misyonumuz

BM-Irak İlişkilerine Dair Kronoloji

Kronoloji: Geçmişten Bugüne Irak

Kaynakça

1951 Tarihli BM Mülteci Sözleşmesi

Mültecilere dair 1951 Sözleşmesi, 2-5 Haziran 1951’de Cenevre’de toplanan BM Konferansı’nda kabul edilmiştir. Mülteci haklarını ve yükümlülüklerini ve devletlerin mültecilere karşı sorumluluklarını belirleyen sözleşme aynı zamanda mülteciler konusunda uluslar arası standartları belirlemektedir. 1951 Sözleşmesi’nde belirlenmiş olan hak ve yükümlülükler BMMYK’nın çalışmalarının da temelini oluşturmaktadır.

Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 BM Sözleşmesi, mültecilerin statüsünün ve gittikleri ülkedeki durumlarının belirlenmesi konusunda mültecilerin yaşamlarına dair çok yönlü ilk uluslar arası sözleşmedir. Bu sözleşme mültecilere, gittikleri ülkede yasal olarak ikamet eden diğer yabancılar için öngörülen haklarla eşit haklar vermektedir. Bu sözleşme ile mülteci krizi uluslar arası arenada tanınmış ve bu konuda uluslar arası işbirliğinin zorunluluğuna dikkat çekilmiştir.

Mülteci kavramının uluslar arası tanımını yapan 1951 Sözleşmesi aynı zamanda, mültecilerin bulundukları ülkelerde sahip oldukları dini özgürlükler ve hareket özgürlüğü ile eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinden yararlanma konusunda sahip olduğu haklar ve buna karşılık mültecilerin misafir oldukları ülkenin yönetimine karşı sorumluluklarını belirlemektedir.

1951 Sözleşmesi’nin temelinde, mülteci olduğu iddiasıyla başka bir ülkenin sınırları içerisine girmiş olan birinin, o ülkenin yönetimi tarafından sınırdışı edilmeme hakkı bulunmaktadır. Bu da mülteci alan ülkelerin belli bir zulüm nedeniyle gelmiş olan kişileri geri gönderme yetkisinin olmaması (nonrefoulement) anlamına gelmektedir ki bu, mülteci hakları açısından oldukça önemlidir. Diğer yandan sözleşme, eğer ülke sınırları içerisine girmemişlerse, ülkelere mültecileri kabul etme zorunluluğu getirmemektedir. Bu durumda mülteci kabul etmesi beklenen ülke, ülkesine giriş yapmak isteyenlerin mülteciliklerini tanımak zorunda değildir.





Sözleşmenin Eksiklikleri

Soğuk Savaş döneminin şartları etrafında şekillenen 1951 BM Mülteci Sözleşmesi, Avrupa’nın savaş dönemi Nazi zulmü tecrübesi ile bu dönemin Avrupa’sının siyasi çıkarlarını yansıtmaktadır. Anlaşmanın bugüne uygulanması konusunda dikkati çeken eksikliklerinden bazıları şunlardır:Sözleşmenin getirdiği mülteci tanımı ve çözüm önerileri bugünün şartlarına uymamakta ve bu nedenle birçok yardıma muhtaç mülteci mültecilik haklarından istifade edememektedir.Sözleşme, mültecilerin zulüm gördükleri ülkeden ayrılmaları konusunda mültecilere hiçbir yardım sunmamakta ve bu ülkelere mülteci hukukunu tanıma konusunda hiçbir baskı yapamamaktadır. Mülteciler ülkelerini terk ederken hükümetin baskısına maruz kalabilmektedirler. Dolayısıyla yardım süreci de ancak mültecilikleri tanındıktan sonra başlamaktadır.

Sözleşme çerçevesinde tanımlanan sığınma hakkı, bazen yasal olmayan (suçluların ülke dışına çıkması gibi) göçlere de neden olabilmektedir. Sözleşmede mülteci tanımı sınırlı olmakla beraber, detayların belirtilmemesi sözleşmeyi suistimale açık bırakmaktadır.

Sözleşme, çok sayıda mülteci kabul etmek durumunda kalan ülkelerin sosyal, siyasal ve ekonomik şartlarını gözönünde bulundurmamakta ve buna çözüm önerisinde de bulunmamaktadır.

Sözleşmenin tartışmaya açık olan bir diğer eksikliği de mülteci sorununa, mültecilerin temel insan haklarının geri iade edilmesini sağlayarak kendi ülkelerinde çözüm bulmak yerine, başka ülkelerde çözüm aramasıdır.

Bugün mültecilerin çoğunun Avrupa dışından sanayileşmiş ülkelere gelmesi, sanayileşmiş ülkeler kategorisine giren birçok Avrupa ülkesini anlaşmanın mahiyetini ve geçerliliğini sorgulamaya yöneltmiştir. Mülteci sorunun büyümesi ve daha çok bu büyümenin Avrupa’da yaşayanlardan bağımsız olması, sorunun bir bakıma rafa kaldırılmaya çalışılmasına neden olmuştur. Bugün ciddi bir mülteci sorunu yaşayan Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya göç etmek isteyenler, anlaşmanın mülteci tanımını sınırlı ve yetersiz görürken, aynı tanımı Avrupa ülkeleri daraltmaya çalışmaktadırlar. 1951 Sözleşmesi’nin mülteci tanımlamasına uymadığı gerekçesiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ve bilhassa Ortadoğu’da bir çok mülteci, mülteci haklarından yararlanamamakta, gördüğü zulme bu vesile ile bir ikincisi eklenmektedir. BMMYK, sadece bu sözleşme çerçevesinde mültecilere yardım etmektedir.

Mültecilerin Statüsü’ne İlişkin 1951 BM Sözleşmesi’ni hazırlayarak mülteci kavramının modern tanımlamasını yapanlar, sadece insan hakları ihlalleri konusunda değil, aynı zamanda anlaşmaya zaman ve mekan konusunda da –1951’den önce Avrupa’ya belirli nedenlerle göç edenler- sınırlama getirmişlerdir. 1967 yılında imzalanan protokolle anlaşmanın zaman ve mekan sınırı kaldırılmıştır.

1951 Tarihli BM Mülteci Sözleşmesi, mültecilerin hukuki statüleriyle ilgili ayrıntılı düzenlemeler içermesine rağmen, ilticanın temel bir hak olup olmadığı konusunda herhangi bir belirlemeye yer vermemiştir. Bu da devletleri iltica hakkını tanıma konusunda herhangi bir yükümlülük altına sokmamakta, ancak tezat şekilde iltica hakkının tanınmasından sonra uyulacak kuralları düzenlemektedir. BM’nin 14 Aralık 1967’de yayınladığı Ülkesel Sığınma Bildirisi’nde de temel ya da kişisel bir hak olarak iltica hakkından söz edilmemiş, hatta devletlerin mülteci statüsü tanıma konusunda bir yükümlülüğe sahip olduklarına dair herhangi bir ifadeye de yer verilmemiştir.