ANASAYFAİNSANİ DURUMALTYAPI SORUNUMÜLTECİ SORUNUETNİK UNSURLARAMERİKAN İŞGALİBÖLGE İZLENİMLERİ

IRAK:

ANASAYFA

Giriş

Önsöz

Kimlik Bilgileri

Misyonumuz

BM-Irak İlişkilerine Dair Kronoloji

Kronoloji: Geçmişten Bugüne Irak

Kaynakça

Giriş

1991’deki Körfez Savaşı ve ABD’nin Irak’a yönelik son saldırısı, bir çok yeni tartışmayı beraberinde getirmiştir. ABD ve diğer Batılı ülkelerin petrol konusundaki çıkarları, bölgede bir Kürt devletinin kurulması, İsrail’in güvenliğinin sağlanması gibi politik konular, farklı arenalarda tartışılmakta, teoriler ortaya konmaktadır. Ancak bu tartışmalar sırasında Irak toprakları üzerinde yüzyıllardır yaşayagelmiş halkların temel hakları ve bu haklara yönelik ihlaller arka plana itilmektedir. Oysa Irak toprakları üzerinde yaşayan halk, hem kendi yönetimlerinin, hem de dış güçlerin baskıları sonucunda uzun süredir zor koşullarda varolma mücadelesi vermektedir.

Stratejik olarak büyük önem taşıyan Irak, tarih öncesi çağlardan beri süregelen kültürlere beşiklik eden bir bölgede doğmuş ve tarih boyunca siyasal mücadelelere, bir çok devletin kuruluş ve yıkılışına, istilalara sahne olmuştur. Abbasiler, Memlükler, Osmanlılar ve Batılı sömürgeciler bölgede hakimiyet kurmuşlardır. Ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından siyasi arenadaki mücadeleler bir türlü sona ermemiştir. Irak yönetimi, kendi halkına baskı ve asimilasyon politikaları uygulamıştır.

Böyle bir toprak parçası üzerinde yaşayan halkın durağan ve homojen bir yapıya sahip olması beklenemez. Nitekim, günümüz Irak’ının sınırları içerisinde pek çok etnik ve dini grup bir arada yaşamaktadır. Daha da önemlisi, Arap, Kürt, Türkmen, Asuri gibi etnik gruplar içerisinde de dini farklılıklar ya da mezhep farklılıkları vardır. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yezidiler farklı etnik gruplar içerisinde bulunabilmekte; bir grupta hem Şii, hem Sünni unsurlar bir arada görülebilmektedir. Irak sınırları içerisinde etnik ve dini farklılıkları körükleyen başka bir gelişme de, Osmanlı Devleti’nin yıkıldığı I. Dünya Savaşı sırasında bölgede hüküm süren İngiliz sömürgeciliği olmuştur. Savaştan sonra keyfi olarak belirlenen sınırların çiziminde yeni kurulan ülkenin istikrarı için öngörüde bulunulmamış, bir ulus devlet dahilinde bir arada tutulması çok zor olan gruplar günümüz Irak sınırları dahilinde tutulmuştur.

Irak’ın sorunlarında aradan geçen süre içerisinde azalma olmamış, aksine iktidar mücadeleleri ülkede yaşamayı pek çok unsur için daha da zorlaştırmıştır. Uzun süren mücadeleler sonunda darbe ile iktidara gelen Baas yönetimi, ülkede istikrarı sağlamak adına birincil yöntem olarak baskı ve asimilasyon politikalarını benimsemiştir.

Irak’ın stratejik olarak önemli bir konumda bulunması ve başta petrol olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olması, dış güçlerin ülkeye olan ilgisini arttırmış, Irak halkı emperyalist iktidar mücadelelerinin yükü altında ezilmiştir. Bölge ülkeleri arasında birliğin olmayışı ve bu ülkeler arasındaki mücadeleler de bunlara eklenince, katliamlarla sonuçlanan savaşlar kaçınılmaz hale gelmiştir.

Bu kitap söz konusu siyasi mücadelelerin, emperyalist çekişmelerin, savaşların yükü altında ezilen Irak halkını konu almaktadır. Kurulduğu andan beri istikrarı sağlayamamış Irak yönetimi ve dış güçlerin bölgeye yönelik çıkar öncelikli siyasetleri, halkın sıkıntılarının, beklentilerinin göz ardı edilmesiyle sonuçlanmış; hem Irak yönetimi, hem uluslar arası toplum halkın önceliklerini gündemine almamıştır. Halka yönelik baskıların en üst düzeye ulaştığı dönem ise, Baas Partisi’nin iktidarda bulunduğu dönem olmuştur. Saddam yönetimindeki Baas Partisi, modernleşmeci ve seküler söylemiyle halkın kendi dinamiklerine ters düşen siyasetler izlemiş, homojen bir ulus inşası hedefini gerçekleştirebilmek için halk üzerindeki baskısını giderek arttırmıştır. Baas Partisi, Arap milliyetçiliği doğrultusunda ülkede yaşayan farklı etnik gruplara yönelik korkunç katliamlar gerçekleştirmiş, bu politikalar neticesinde Arap olmayan gruplardan Kürtler, Türkmenler, Asuriler Araplaştırma politikalarına, yerinden edilmelere, işkencelere maruz kalmışlardır.

Gözlerden kaçan önemli bir nokta da, Saddam Hüseyin’in dayandığı Baas ideolojisinin içeriğidir. Saddam Hüseyin’in bilhassa 1991’deki Kuveyt Savaşı ile birlikte Arap ülkelerinin desteğini kazanmak için İslami bir retorikle kamuoyu önüne çıkması ve medyada bu söylemin yeterince sorgulanmaması, Saddam Hüseyin’in İslami bir kimliğe sahip olduğu gibi son derece yanlış bir kanıyı beraberinde getirmiştir. Oysa ki Saddam Hüseyin’in dayandığı ideoloji modernist, seküler bir ideolojidir. Saddam Hüseyin’in bütün yaptığı, günün getirdiği durumlarda Makyavelist bir tavırda söylem değiştirerek iktidarının devamını sağlamak olmuştur. Şiilere yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının altında büyük ölçüde Şiilerin İslami yönetim yanlısı olmaları, bu görüşü doğrular niteliktedir. Kitabımızın, Saddam Hüseyin’in politikalarının temelinde yatan parametreleri ve bu politikaların halk üzerindeki tahribatını açıklığa kavuşturacağını düşünmekteyiz.

1991’deki Körfez Savaşı ve 2003 Mart’ında başlayan ABD saldırısı ise, bugün Irak halkının yaşadığı sefaletin başlıca nedenleri arasında bulunmaktadır. Körfez Savaşı süresince yapılan bombardımanlar sırasında ölenlerden daha fazla Iraklı, savaş sonrasında uygulamaya konan ambargo nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu insanlık dışı ambargoya uluslar arası toplum sessiz kalmış, başta çocuklar olmak üzere yüz binlerce Iraklı, ambargonun sebep olduğu tıbbi yetersizlikler, altyapı eksikliği gibi nedenlerle yaşamını yitirmiştir. Ambargonun yaşanılmaz hale getirdiği Irak, kamuoyunun tepkilerine rağmen gerçekleştirilen son saldırıyla bir darbe daha almıştır. Bu saldırıda yine sivil hedefler vurulmuş, savaşı engelleyebileceği düşünülen BM’nin varlığı hiçe sayılmış ve uluslar arası hukukun geçerliliğinin sorgulandığı yeni bir döneme girilmiştir. ABD’nin hedefleri arasında siviller de yer almış, ancak dünya kamuoyu bu duruma sadece protestolarla tepki gösterebilmiştir.

Irak halkına yönelik insan hakları ihlallerinin öncelikli konuyu oluşturduğu bu kitapta, Irak’a ait kimlik bilgilerinin ardından birinci bölümde Irak halkına yönelik temel insan hakları ihlalleri ele alınacaktır. Irak’ın bugünkü heterojen yapısının ve büyük ölçüde bu yapının sebep olduğu insan hakları ihlallerinin arkasında yatan tarihselliğin kavranabilmesi açısından, önce Irak toprakları üzerindeki siyasi çekişmelerin tarihi kısaca ele alınacaktır. Baas Partisi’nin ideolojik temeline değinildikten sonra, Irak halkına yönelik katliamlar, işkence, keyfi tutuklama ve yargısız infazlar ile hapishanelerin durumuna değinilecektir.

Kitabın ikinci bölümü, Irak’ın alt yapı sorunlarını ve sorunların yol açtığı insani durumları ele almaktadır. Irak’taki ekonomik durum, sağlık, çevre sorunları, eğitim, kültür ve sanat konularına değinilecek bölümde, BM yaptırımları süreci ve ambargonun Irak halkının yaşamı ve ülke altyapısı üzerindeki etkileri anlatılacaktır.

Üçüncü bölümde ise, mülteci sorunu ve Irak’ta mültecilerin durumu tarihi süreçten günümüze irdelenecektir. Mültecilerle ilgili bir takım temel hukuki bilgilerin verilmesinin ardından, Irak sınırları dahilinde, Baas Partisi’nin Araplaştırma politikaları ve baskıları neticesinde yerlerini değiştirmek zorunda kalmış Arap olmayanlar ve Şiiler, yerinden edilenler başlığında konu edilecektir. Ardından Iraklı mültecilerin Irak’a komşu ülkelerdeki ve Batı ülkelerindeki durumu, Iraklıların sığınma talepleri ele alınacaktır.

Dördüncü bölümde, Irak’taki etnik unsurların, Amerikan yönetimi ve Irak’a komşu ülkeler tarafından siyasal amaçlarına ulaşmada araç haline getirilmeleri ele alınmaktadır. Bu çerçevede, Amerika, Suriye, Türkiye ve İran’ın kendilerine yakın hissettikleri etnik ve mezhebi unsurları siyasal inisiyatif geliştirmede bir araca dönüştürme biçimleri ayrıntılı biçimde ortaya konularak, bunun yol açtığı acı sonuçlar gözler önüne serilmektedir.

Kitabın beşinci bölümünün konusu ise, Irak’a yönelik son Amerikan saldırı ve işgalinin ortaya çıkardığı siyasi ve insani durum konu edilecektir. Bu bölümde yalnızca saldırının bilançosu ele alınmayacak, aynı zamanda saldırının arkasında yatan siyasi sebeplere de değinilecektir.

Ağırlıklı konuyu Iraklılara yönelik insan hakları ihlallerinin oluşturduğu bu kitabın, yıllardır siyasi gündemden düşmeyen Irak’la ilgili genellikle gündemden uzak tutulan bir konuyu, yani “Iraklıların” tarihlerini, yaşadıklarını, sıkıntılarını gündeme getirmesi umulmaktadır. Sıkıntıları bitmek bilmeyen, son saldırının ardından da ABD’nin Irak’taki hegemonyası nedeniyle kendi ülkelerinde söz sahibi olamayan Iraklıların tarihlerinin ve şu an içinde yaşamak zorunda kaldıkları şartların daha iyi anlaşılması öncelikli amaçtır.

» Önsöz